Yazılar

Nereye Dokunsam Ağrıyor: ‘Fibromiyalji’


Genellikle yaygın vücut ağrısı, yorgunluk, sabah tutukluğu, uyku bozukluğu ve kas iskelet sisteminde belli noktalarda duyarlılık ile kendini belli eden bir durumdur. Hayat kalitesini oldukça düşüren bu belirtilere bazen depresyon, anksiyete, baş ağrıları ve bağırsak sorunları da eşlik edebilir. HASTALAR AĞRILARINI TANIMLAMAKTA VE AĞRI YERİNİ TARİF ETMEKTE ZORLUK ÇEKERLER. Daha çok boyun, sırt ve bel bölgesinde yaygın ağrıdan yakınırlar. Kol ve bacaklarda da ağrı olabilir. Ellerde ağrı ve şişlikten yakınmalarına karşın gerçek bir eklem tutulumu yoktur. GENELLİKLE TÜM ENERJİLERİNİN KAYBOLDUĞUNU VE SABAHLARI YORGUN KALKTIKLARINI SÖYLERLER.

Uzun süreli oturma, ayakta durma, stres, uzun süreli yazı yazma, araba kullanma, telefonla konuşma, soğuğa maruz kalma, eğilerek çalışma ve ağır kaldırma, kolların yüzeyde gergin pozisyonda kalması gibi çalışma koşulları fibromiyalji belirtilerini şiddetlendirebilir. ÇALIŞMA KOŞULLARI, BOŞANMA, GEBELİK, AİLEDE HASTALIK OLMASI, TEK BAŞINA AŞIRI SORUMLULUK YÜKLENME GİBİ STRES FAKTÖRLERİ DE FİBROMİYALJİDE BELİRTİLERİ ARTIRABİLİR. Kadınlarda regl döneminde de belirtiler artabilir. Sıcak duş ve banyo, ılık ve kuru hava, tatil, dinlendirici uyku ile belirtiler genellikle hafifler.


O halde ne yapalım?

  • Aç kalmak ve ketozis fibromiyalji ve kronik yorgunluğun giderilmesinde oldukça etkilidir.

  • Birçok insanın enflamasyon, dolayısıyla fibromiyalji ile uğraşmasının bir nedeni, kan şekeri seviyesindeki hızlı yükselişin hücrenin metabolizmasında değişikliklere neden olmasıdır. Düşük karbonhidratlı yiyecekleri seçmek enflamasyonu azaltmanın en iyi yollarından biridir. Kan şekeri yükseldiğinde, şeker, glikozilasyon adı verilen bir süreçte kollajene yapışır, bu da enflamasyonu artırır, ciltte de kırışıklıklara neden olur. Şeker aynı zamanda fibromiyalji ve kronik yorgunluğu kötüleştiren bağışıklık sistemi sorunlarının da oluşmasına neden olur.

  • Fagositler, bağışıklığı sürdürmekte ve enfeksiyonlarla savaşmakta çok gereklidir. Glukoz ve C vitamini benzer kimyasal yapılara sahip olduklarından, şeker seviyeleri yükseldiğinde hücrelere girmek için birbirleriyle rekabet ederler. Daha fazla glukoz varsa, hücreye daha az C vitamini verilir. Hücrelerinize giren C vitamini ne kadar çoksa, fagosit hücresi o kadar çok yabancı parçacıkları, bakteri ve virüsleri yok edebilir. Kan şekeriniz yüksekse, fagositlerin bu kabiliyetleri azalır. Şeker yediğinizde bağışıklık sisteminiz yavaşlamaya başlar. Şeker, modern Batı tarzı beslenmede sakaroz, mısır şurubu ve maltodekstrin olarak gizlenmiştir. Meyve ve meyve suları çok fazla şeker içerir. Şeker ayrıca kan şekerini de artırarak enflamasyon ve ağrıya neden olur. Bu nedenle, şeker tüketimi sonlandırılmalıdır.

  • Karaciğer bir çeşit filtredir, vücudumuzu detoksifiye eder, bizi kimyasalların, gıdadaki elementlerin, çevresel toksinlerin ve hatta aşırı östrojen de dahil olmak üzere metabolizmamızın doğal ürünlerinin zararlı etkilerinden korur. Karaciğer fonksiyonunu bozan veya detoksifikasyon fonksiyonunu bağlayan herhangi bir şey aşırı östrojen seviyelerine neden olur.

  • Aç kalarak oksidatif stresi azaltabilir, enflamasyonu önler ve karaciğerin detoksifikasyon yeteneğini artırabilirsiniz.

  • Bağırsaklardaki ‘candida’ sorunu kas ve eklem ağrısına, konsantre olma zorluğuna, kronik yorgunluğa, nörolojik bozukluklara, uykusuzluğa, bağırsak fonksiyon bozukluğuna ve zayıf bir bağışıklık sistemine neden olabilir. Bu semptomlar fibromiyalji semptomlarına benzerdir. Eğer antibiyotik kullanıyorsanız, karbonhidrat ve şekerli yiyecek tüketiyorsanız, candida mantarlarını iyi besliyorsunuz demektir.

  • Aç kalmak, düşük karbonhidratlı, düşük şekerli diyet ile doğru probiyotik takviyeleri candida sorununuzu düzeltmeye yardımcı olabilir.

  • Monosodyum glutamat ve aspartam beynimizin eksitotoksinleridir ve mutlaka ortadan kaldırılmalıdır. Eksitotoksinler, neredeyse her kutulu ve paketlenmiş yiyeceğin içinde bulunur, hatta çocukların vitaminlerinde bile! Nörotoksik etkileri nedeniyle oldukça zararlı maddelerdir.

  • Tohum, buğday ve yulaf gibi lifli yiyeceklerin çoğu fitik asit içerir. Kronik yorgunluk sendromu ve fibromiyalji hastalarının çoğunda böbreklerinin fosfat salgılanmasını önleyen genetik bir kusur vardır. Fosfatlar kemiklerde ve sonunda kaslarda, bağlarda ve tendonlarda birikir. Yüksek fosfat seviyesi, hücrelerin adenozin trifosfat, yani hücresel enerji üretme yeteneğine zarar verir ve kasların kasılmalarına neden olur.

  • Hücrelerdeki oksidatif hasarın fazla olması fibromiyalji ve kronik yorgunluğa neden olabilir. Açlık ve ketoziste daha az oksidatif hasar vardır.

  • Aç kalmak, hücrelerinizde daha az serbest radikal hasarı yaratır. Serbest radikaller, mitokondride üretilen ve protein dokularına ve hücre zarlarına zarar veren yüksek oranda reaktif moleküllerdir. Serbest radikaller egzersiz yaparken daha çok gelişir. Bununla birlikte ketonlar temiz yanan bir yakıttır. Ketonlar yakıt kaynağı olduğunda, serbest radikaller büyük ölçüde azalır.

  • Gluteni, süt ve soyayı ortadan kaldırın. Bu yaygın alerjenler otoimmün bir tepkiye ve sıklıkla fibromiyalji ve ağrıya neden olur.

  • Başka bir olası ağrı kaynağı da patlıcangillerden gelir. Domates, acı biber, patlıcan ve patates gibi sebzeler bir tür zehir olan, solanin denilen kimyasal bir alkaloit içerir. Solanin bazı insanlarda ağrıyı tetikleyebilir. Eğer sürekli bir ağrınız varsa, ne olacağını görmek için bu yiyecekleri bir ay boyunca bırakmanızı öneririz.

  • Kaliteli REM uykusu alın, sağlıklı balık ve kaliteli yumurta sarısı tüketerek omega-3 ila omega-6 oranını dengeleyin, bağışıklık sisteminizi güçlendirin ve bağışıklık sistemine zarar veren parazitleri kontrol edin.


Önerdiğim takviyeler:

  • Magnezyum glisinat

  • D vitamini

  • B12 vitamini

  • Demir

  • Gama-linolenik asit de, ağrı giderici bileşik fenilalanini içerir ve giderek artan kronik ağrıyı tedavi etmek için kullanılmaktadır. GLA, cilt sağlığı, cilt elastikiyeti ve hücresel yapı için gereklidir. Bu yağ asitleri, tiroid ve seks hormonları dahil olmak üzere hormonları düzenler. Ayrıca sinir fonksiyonunu ve zihinsel fonksiyonları de iyileştirirler.