Yazılar

Polikistikover Sendromunda Bütüncül Yaklaşım


Hormonlar, enerji üretimi de dahil olmak üzere vücutta çok çeşitli süreçleri harekete geçiren kimyasal habercilerdir. Çoğu zaman bir hormon başka bir hormonun salgılanmasını uyararak ya da düzenleyerek vücudun iç dengesinin oluşmasında anahtar rol oynar.

POLİSTİK OVER SENDROMU ÜREME ÇAĞINDAKİ KADINLARI ETKİLEYEN ÇOK ETKENLİ BİR ENDOKRİN BOZUKLUKTUR. Çevresel, genetik ve epigenetik faktörlerin yol açabileceği düşünülmektedir. Yumurtalık fonksiyonlarında bozulma, androjenik, yani erkek cinsiyet hormonlarında yükseklik ve yumurtalıkların kistik bir yapıda olmasıyla karakterize bir tablodur.

Hastaların %50-70’inde vücut kitle indeksinden bağımsız olmak kaydıyla insülin direnci görülmektedir. Buradan çıkan anlam, hastalığın yalnızca üreme ve endokrin sistemi ilgilendirmediğidir. PKOS TANISI ALAN BİR KADINDA VÜCUT ÇOK FAZLA ANDROJEN YAPILMASI NEDENİYLE GENELLİKLE YUMURTLAMAYI DURDURUR. BU DA YÜZ VE VÜCUT KILLARININ AŞIRI ARTMASINA, SİVİLCE GELİŞİMİNE NEDEN OLUR. EŞLİK EDEN KALP DAMAR HASTALIKLARI, DUYGUDURUM BOZUKLUKLARI VE DİYABET BU GÖRÜŞÜN KANITLARI NİTELİĞİNDEDİR.

Son yıllarda insülin duyarlılığını artırdığı bilinen metformin, inositol ve alfa lipoik asit ile daha yeni olarak berberinin PKOS’lu hastalarda kullanımının hem güvenli hem de etkili olduğu görülmüştür.

Altta yatan pek çok faktörün, genetik ve epigenetik etkenlerin de göz ardı edilemeyeceği bu hastalıkta insülin direnci ve kronik enflamasyonun önemli bir yer tuttuğu aşikârdır. Yine başladığımız noktaya geri dönüyoruz. Kronik sağlık sorunu hangi sistemi etkilemiş olursa olsun kök neden olarak ulaştığımız nokta hep aynı: Enflamasyon! Hastalıklar, hastalar, durumlar, hatta etkenler değişse de bedensel işleyiş hep aynı kısırdöngünün neticesinde aksamakta…

PKOS’lu hastalarda yüksek insülin, yüksek östrojen ve sağlıklı bir kadında olması gerekenden fazla erkek cinsiyet hormonları vardır ki ortaya çıkan klinik bulgular bunlarla ilişkilidir. PKOS TANISI ALMANIZ İÇİN AŞIRI KİLOLU OLMANIZA DA GEREK YOKTUR. DÜŞÜK KİLOLU HASTALARDA DAHİ İNSÜLİN DİRENCİ GÖZLENMEKTEDİR.


Sistemik inflamasyonda ve insülin direncinde neler yapmamız gerektiği konusunu her bölümde ayrı ayrı açılardan bakarak ele almaya çalıştım, yine de kısaca üzerinden geçmekte fayda görüyorum:

  • Aralıklı açlıklar yapın! Haftada en az 2 kez 24 saat süreyle aç kalın. Adapte olduktan sonra açlıkları 72 saate kadar uzatmanızı tavsiye ederim ama mutlaka bir hekim gözetiminde olmalısınız!

  • Unlu ve şeker içeren gıdalarla vedalaşın!

  • Tereyağı, hindistancevizi gibi doymuş yağlardan zengin bir beslenme planı oluşturun. Kaliteli yağlardan zengin bir beslenme şekli aralıklı açlıklarla birlikte vücuttaki kronik enflamasyonu durdurup insülin direncini kıracaktır. Siz yeterince yağ tüketmediğinizde üretimi için kolesterole muhtaç olan hormonlarınızın tamamında çeşitli düzeylerde aksamalar baş gösterecektir. Yeterince kolesterol almadığınız için karaciğeriniz kolesterol üretmek için çırpınırken yağlanacaktır! Karaciğer yağlanmasının yağ yemekten kaynaklanmadığını da böylece öğrenmiş oldunuz!

  • Hekiminize danışarak berberin, alfa lipoik asit, inositol gibi destekler alabilirsiniz.

  • İnsülin direncinin düşmesiyle azalan iltihap ve oksidatif stres hastalık belirtilerinin azalmasına büyük katkıda bulunacaktır. İnsülin direncinin kırılmasıyla âdet döngüsü düzelen ve hormon düzeyleri optimum seviyelere gelen hastaların bebek sahibi olabildiklerine kliniğimizde çokça şahit olmuşuzdur.

  • Özellikle inek sütü ve ondan elde edilen ürünlere karşı toplumda yaygın şekilde alerji görülmektedir, bu ürünler otoimmün süreçleri tetikleyebilme potansiyeline sahiptirler. Tekrarlayan düşüklere yol açabileceklerinden beslenmenizden çıkarmanızı öneririm.

  • Hormonlarımızın çalışması için iyoda gereksinim vardır, iyot alın.

  • Selenyum, tiroid hormonunun aktif formu olan T4’ün T3’e dönüşümü için esastır.

  • Probiyotik olarak fermente besinleri daha fazla tüketin, gerekirse probiyotik içeren takviye alın.

  • Aşağıdaki etmenlerin hormonal dengesizlikleri artırdığını aklınızdan çıkarmayın!!!

  • ALKOL

  • KAFEİN

  • KARBONHİDRAT VE ŞEKER

  • ORGANİK OLMAYAN ET, KETEN TOHUMU, CHİA VE SOYA

  • TRANS YAĞLAR

  • CİLTTEN EMİLEN KİMYASALLAR, KREM, DETERJAN, YUMUŞATICILAR, FİTALAT, BPA İÇEREN ÜRÜNLER

  • YETERSİZ YAĞ TÜKETİMİ

  • AŞIRI STRES