Yazılar

Alzheimer Hastalığı ve Demans


Alzheimer hastalığı son yıllarda tip-3 diyabet, başka bir deyişle metabolik Alzheimer hastalığı olarak anılmaktadır. Beynin insülin direncine verdiği sessiz ve yıkıcı bir yanıttır. Nasıl şeker hastalığı geliştiğinde ya da insülin direnci olduğunda vücut hücreleri şekeri kullanamaz hale gelirse, beyinde gelişen insülin direnci de aynı şekilde beyin hücrelerinin şekeri yakıt olarak kullanmasına engel olur.

BU SÜREÇTE DİYETE GÜNDE BİRKAÇ KEZ YÜKSEK ORTA ZİNCİRLİ TRİGLİSERİTLERİN EKLENMESİ, YAĞDAN ZENGİN BESLENMEYLE BİRLİKTE ARALIKLI OLARAK YAPILACAK UZUN SÜRELİ, YANİ EN AZ BİR GÜNLÜK AÇLIKLAR, DEMANS TANISIYLA BAŞVURAN HASTALARDA HASTALIĞIN ŞİDDETİNİN AZALTILMASINA YARDIMCI OLACAKTIR. Vücut kolesterolünün %25’inin beyinde olduğu göz önüne alındığında, sağlıklı yağların beslenmede yer tutmaması da Alzheimer hastalığına neden olabilir.

Glikasyon, şekerin proteinlere bağlanmasıyla meydana gelir. Bu süreç, Alzheimer hastalığına yol açan serbest radikallerin oluşmasına katkıda bulunarak iltihaba yol açar. Vücutta glikasyon olup olmadığını belirlemek oldukça basittir. Hemoglobin a1c'niz yüksekse, vücudunuzdaki serbest radikaller artar. Araştırmalar yüksek hemoglobin a1c seviyelerinin beyin atrofisinin ilerlemesinde önemli bir belirteç olduğunu göstermektedir.

Ketonlar sadece vücudumuz için önemli bir yakıt değildir, beyin sağlığında da harikalar yaratırlar. ALZHEİMER HASTALIĞI, EPİLEPSİ VE GÜNÜMÜZDE PEK ÇOK NÖRODEJENERATİF HASTALIĞIN TEDAVİSİNDE KARBONHİDRATTAN FAKİR VE YÜKSEK YAĞ İÇEREN BESLENME PROGRAMLARI UYGULAMAKTAYIZ.

Ketonlar glikasyona yol açmaz, bu da vücut üzerinde karamelleştirici bir yaşlanma etkisi yapmadığı anlamına gelmektedir. Aralıklı uzun süreli açlık ve ketoziste enerji seviyelerinde iniş çıkışlar olmaz. Özetle, ketojenik beslenme ve açlık oruçları mitokondrinin enerji verimini artırır.

Bana basit unutkanlık ya da daha ileri evrede demans bulgularıyla gelen hastalarımın en önemli ortak özellikleri birinci sırada aşırı şeker düşkünlüğü ve ikinci sırada ise aşırı stres altında olma ya da strese duyarlılık diyebilirim. Hayatın ilerleyen yıllarında azalan sosyal destek, eş ve arkadaş kayıpları, hareket azlığına yol açan kronik hastalıklar ileri yaştaki bireylerde demans ortaya çıkma olasılığını ciddi bir şekilde artırmaktadır.

Bunun yanı sıra günümüzde artan sıklıkta genç yaştaki hastaların unutkanlık, demans gibi yakınmalarla bize başvurmaları oldukça üzücü ve düşündürücü. Bu noktada hastaların tedavilerini planlarken demansın erken yaşlara kadar düşmesinin nedenlerinin de sorgulanması önem arz etmektedir. Bu husustaki gözlemlerim hastalarıma olan yaklaşımımı da değiştirmiştir. Son 20-30 yılı içine alan bu süreçte gelişen teknoloji, modernleşme, şehirleşme, üretim faaliyetlerinden uzaklaşma ile artan hareketsizliğin bütün bu kronik problemlerin başını çektiğini düşünmekteyim.

Hareket azlığının yanı sıra artan medya, iletişim ve sosyal medya araçlarıyla bilgiye kolay ulaşabilir hale gelmek, dostluklar, ziyaretlerin getirdiği hareketler, paylaşım ve neşe de azaldı. Neticede yaşamlar bireyselleşti, yalnızlaşma ve onun getirdiği güvensizlik duyguları insanın iç dünyasına hâkim oldu. Amaçlarını ve varlığının hakikatini sorgulama çabasını kaybeden insan yavaş yavaş manadan uzaklaşmaya başladı. Büyük çöküntünün başladığı esas nokta burasıdır! Amaçsız ve anlamsız bir yaşam sürüyorsanız mutsuzluk yoldaşınız demektir. Mutsuzlaşan insanlar beynin ödül merkezini uyararak mutluluğa kısa süreli de olsa ulaşabilmek için daha çok almaya, daha çok yemeye, kolay yoldan mutlu eden gıdalara kontrolsüzce yönlenmeye başladı.

Peki demans kader midir?

Bu hastalıkla karşı karşıya kaldığımızda çaresizce sürecin hızlı bir şekilde ilerlemesini izlemek dışında yapılabilecek şeyler var mı?

Elbette var.


O halde ne yapmalıyız?

  • Haftada en az 2 kez, en az 24 saat süreyle yapılan açlıklara adapte olduğunuzda kademeli olarak 48-72 saatlik açlıklara başlamanız ve hekim kontrolünde aralıklı olarak uygulamanız gerekmektedir. Sebebini çeşitli bölümlerde dile getirdiğimiz gibi beyinde otofaji, yani onarım ve temizliğin yapılabilmesi uzun süreli açlıklarla olabilmektedir.

  • Özellikle yaşlı bireyleri etkilediğini bildiğimiz nörodejeneratif hastalıklarda aralıklı açlık yalnızca merkezi sinir sistemini değil, başta bağırsak epitel hücrelerinin ve bağırsak florasının iyileşmesini takiben bağışıklık sistemi hücrelerinin de yenilenmesini ve tamirini sağlamaktadır. Bütün sistemlerin yenilenmesini tetikleyen bu süreç hızlı yaşlanmanın ve onun getirisi olan pek çok sorunun da önüne geçmektedir.

  • Tereyağı, hindistancevizi yağı gibi yağlardan zengin beslenin. Her öğüne 1 tatlı kaşığı hindistancevizi yağı ekleyebilirsiniz. Her sabah aç karna 1 tatlı kaşığı yayık tereyağı almanızda fayda var.

  • Kısa zincirli ve orta zincirli yağ asitleri bağırsak florasını ve hareketlerini düzenleme, bağırsak duvarını ve kan beyin bariyerini tamir etme, bağışıklık sistemini düzenleme gibi etkiler bakımından tescillidir.

  • Hekim gözetiminde yapılacak aralıklı ve uzun süreli açlıklar beyindeki enflamasyonun durdurulması ve otofajinin tetiklenmesiyle de protein artıklarının temizlenmesini sağlayacaktır. Özellikle erken evre demanslı hastalarda aralıklı açlık, karbonhidrat kısıtlaması, şekerin kesilmesi ve öğün sayısının azaltılmasıyla belirtiler tamamen ortadan kalkabilmektedir.

  • Apitoksin: Bilinen en güçlü nörotoksinlerden biri olan bal arısı zehri, bileşiminde bulunan mellitin, apamin gibi moleküllerin etkisiyle yeni nöron oluşumu uyarmakta, var olan nöronların tamirini sağlamakta, hücre içinde biriken protein artıklarının temizlenmesine yardımcı olmaktadır. Diğer yandan bağışıklık sistemini düzenleyici ve uyarıcı etkileriyle de sinir sisteminin iyileşmesine dolaylı yoldan katkıda bulunmaktadır. Hekim kontrolünde alacağınız apitoksin hastalık sürecinin yavaşlatılmasına ve belirtilerin azalmasına ciddi düzeyde katkıda bulunacaktır.

  • Yüksek dozda omega-3 desteği alın.

  • Asetil-l-karnitin: Alzheimer hastalığı, hafif düzeyde hafıza problemleri, depresyon gibi problemlerde faydalı oluğu kanıtlanan bir aminoasittir.

  • Magneyzum bisglisinat ve coq10 desteği yakınmaların azalmasında yardımcı olacaktır.

  • Çinko: Sağlıklı bir bağışıklık sistemi oluşturmak, protein sentezi ve enzimlerin çalışabilmesi için yaşamsal bir elementtir. Aynı zamanda bir nörotransmitter olarak işlev görerek hücreler arası iletişime yardım eder.

  • Düşük B12 düzeylerinin tartışmasız olarak ciddi hafıza sorunlarına neden olduğu kadim bir bilgidir. Nörologların reçetelerinde mutlak surette işe yarayan tek ilaçtır diyebiliriz.

  • Kolin: Çoğu kadın, sıklıkla menopoz döneminde asetilkolin eksikliğine yatkındır. Östrojen ve testosteron, asetilkolin üretimini uyarır. Bu hormonlar azaldıkça bu temel beyin kimyasalının üretimi de azalır, sonuç hafıza kaybı, kuru cilt ve kilo alımı gibi semptomlardır. Yumurta sarısının kolinle dolu olduğunu bir kez daha hatırlatmalıyım.